27 Ekim 2010 Çarşamba

The quest will never end!



Luckily I have sold both Cuban cigars (while living in Australia) and "domestic" cigars. I can honestly say that the Cuban "mystique" is just that.... the best cigars are now found outside of Cuba. In taste, quality, construction, cost - there are a great number of great cigars with full flavor. Yes Altadis and General have a large selection cigars like the La Gloria Cubana Serie R that is full flavored. But I would say you need to look at a number of niche cigars that are available if you look around. These include the Savinelli, Don Pepin, DeFazio, Rocky Patel, Tatujae, Gran Habano, Perdomo, La Flor Domenicana, PIO and a half dozen others that offer full bodied flavor. Some of you will totally disagree with these brands I offer, but it's like wine, it is up to the cigar smoke himself or herself to decide. I stated these brands because I have customers that believe these are the best they have smoked. The best cigar I ever had was rolled for me by Avalino Lara and that cigar will never be repeated. Avalino was the force behind Cohiba for Castro. When he went to Graycliff, we all had the opportunity to appreciate his find work. I will miss his mastery of tobacco, but will always have fond memories of meeting him, talking to him, learning from him and the taste of the finest cigar I have ever had. So go find your best cigar, the quest will never end! 

Posted by Timothy Oliver 

  

18 Ekim 2010 Pazartesi

Puro Amatörce Mia Posta 'da Haftanın Blogu

Sevgili dostlar,

Puro Amatörce bu hafta email ile 13.000  üyesi olan , sosyal medyada 9.000 kişinin takip ettiği popüler ve güncel web sitesi Mia Posta tarafından haftanın blogu seçildi...

Kendilerine burdan teşekkürler....

Puro Amatörcenin Mia Postada ki kısa yazısı ve haberin linki için tıklayın.....

http://www.mia-posta.com/haftanin_blogu/

Sevgiler

Puro Amatörce

Wide Churchills

Romeo Julieta'nın 2 aylık yeni ürünü Wide Churchills (W.C.) serisi...

Kalınlaşan çap (ring) modası ile çeşitlendirilen  ürünlerden....

Short Churcill serisi ile aynı uzunlukta ....

Short Churchill'in ring size'ı 50 iken Wide Churchill'in ki 55.

Açıkça söylemem gerekirse pek Romeo Y Julietacı değilim...

Lezzet, içim ve kalite olarak bir türlü tatmin edici bulamıyorum...

Fakat Wide Churchill serisi denemeye değer...

Çok rahatlatıcı bir içimi var...

Başarılı sarılmış dolayısı ile size içerken bir sorun yaşatmıyor...

Lezzet olarak tam bir Küba purosu ... bir Romeo olarak beni gerçekten şaşırttı...

Kesinlikle sert değil... hatta yumuşak-orta bile denebilir...

Fakat tamamen de Romeoların genel özelliği olan o hafif kurumsu deri lezzetinden uzak değil....

45-60 dakikalık bir duman...

Fırsatınız olursa denemenizi tavsiye ederim...

Hafif bir öğle yemeği sonrası ideal...

sevgilerimle

Puro Amatörce

10 Ekim 2010 Pazar

Homemade Bird

Homemade cheesecake, homemade mojita , homemade jam .....

Sıkça rastlarız menüler de...  lezzet, özen, özveri , saygı ve sevgiyi hissettirir, anımsatır  homemade kelimesi...

Tepebaşında Bird isimli bir gece klubü açılmış.... 

Bu akşam 8 kişilik grup olarak yemek sonrası gittik...

Görünen o ki şimdiden tutmuş Bird .... iğne atsan yere düşmüyor...

Girer girmez dikkatimi çeken yemek masalarının üzerine çökmüş barın kalabalığı... 

Yemeğe gelenler için rahatsız olsa gerek, en azından ben rahatsız olurum...

Barın ortasına geldik bir hanımefendi geldi ve bize çıkın dışarı hemen daha fazla ilerlemeyin dedi...

İlk başta anlayamadık ve anlam veremedik ... tekrar hemen çıkın dışarı ... yoksa güvenliği çağırıyorum diye devam etti... gayet kabaca ....

Siz buranın işletmecisimisiniz veya sahibimisiniz diye sorduğumda yanıt yok... durum belli Aliye Turagay hanım.... internet sağolsun Bird' in sahibesini bulmak kolay....

Daha sonra arkadaşlar tekrar dışarı diye bir ses ... Aliye hanım herhalde karıştırdı kim arkadaş kim müşteri :) 

Bizim ile beraber iki İngiliz müşteride nasibini aldı... yorumlarını ise duymaya değerdi.. burada yazamıyorum... 

Aliye Turagay ın bizi uğurlarken ki resmini çekebildim blog için neyse ki :) 

Gece kluplerinde genel teamül kapıda güvenlik olur içerisi kalabalık ise almaz... bu anlaşılabilir bir durumdur... ama ilk gez gördüm bir yerin sahibinin bu şekilde davrandığını...

Homemade gece klubü işletmeciliği olmuyor demek ki ... 

İnsan merak ediyor böyle bir ortamda ... servis , kalite, hizmet ve güvenlik ne alemde acaba... görünen yol kılavuz istemez denebilir mi ?  

Aliye Hanım 8 İstanbul'un eski sahibesi halbuki bu işlere de  aşina olur diye düşünüyorum...

Tepebaşında geçen sene Public vardı... 2 ay çok tuttu sonra kayboldu gitti... şaşırtıcı bir şekilde... sahipleri başarılı bir cafenin sahipleriydi.. . sebebi neydi bilmiyorum... 

Aman Bird siz kendinize dikkat edin bu yağmurlu havalar da... zatürre olmayın ki uçuşunuz da uzun olsun....

Müşterilerinize dikkatler.... 

iyi hafta sonları

Sevgiler

5 Ekim 2010 Salı

Kibrit Sevdası

Ali güzel yazın için teşekkürler, devamını elbette bekliyoruz...

Ellerine sağlık ...


Kibrit Kutusu Sevdası

Az değil, 16 yıl olmuş biriktirmeye başlayalı.

 Önce 90’lı yıllarda çok seyahat eden anne babamın getirip de kenarda köşede tuttukları otel kibritleri sayesinde heves ettim.

 Lise son zamanları, puroya da o yıllarda merak salmışım, unutmuyorum hiç, bir Conrad Otel kibrit kutum vardı, çöpü bittikçe bakkaldan alınma Kav’lardan doldurur ama mutlaka onu kullanırdım. 

Sigarayı hiç sevmedim, o dönem içtiğim Tekel bayiinden alınma kupkuru Henri Wintermans ve muadilleri de pek keyif vermemişlerdi, ama kibritler birikmeye hep devam etti ve zamanla ciddi bir koleksiyon halini aldı. 

Geçenlerde üşenmedim saydım, 1500’ün üzerinde benzersiz kibrit kutusu olmuş. 

Yemen’den Danimarka’ya, Endonezya’dan Peru’ya dünyanın dört bir ülkesinden çeşit çeşit kibrit kutuları. 

Her biri kutusunun formu, rengi, üzerindeki baskı, hatta çöplerin ucundaki eczanın rengine dek birer tasarım ürünü. Güzeli var, çirkini var, ama hepsi bir coğrafyayı, mekanı ve orada yaşanmış anları temsil ediyor.

Arsızlığımdan olsa gerek, yalnızca kendi topladıklarımla yetinmedim, çevremdeki herkesi de koleksiyonuma ortak ettim. 

Başta eşim Zeynep olmak üzere, bir çok dost ve akraba katkıda bulundular. 

Onların beni her zaman çok mutlu etmiş jestlerini ilerde unutmamak adına her birinin içine kimden ne tarihte bana geldiğini kutuların içine yazarım. 

Birkaç yılda bir dev vazoları boşaltır, kibritleri karıştırır, içlerine bakıp ya bir akşam yemeğini, yeni bir kutu bulmak için bir otelden çıkıp diğerine girdiğim seyahatleri ya da benim merakımı anımsayıp üşenmemiş cebine atmış bir dostu anımsarım.

Artık haklı olarak iyice yaygınlaşan “dumansız hava sahaları” nedeniyle iyice zorlaştı yeni kibritler toplamak. 

Birçok mekan bu bahaneyle kendine kibrit yaptırtmaz oldu. 

Hele Amerika ve Avrupa’da birkaç tane bulabildiğime şükrediyorum. 

Allahtan dünya büyük, mekanlar yenileniyor, el değiştiriyor, dünya tekeli Swedish Match Company de (bizdeki Malazlar’ı da satın almışlardı) iflas edecek gibi durmuyor, korkum yok daha çok toplarım. 

Ah bir de kendim gibi bir meraklısını daha bulabilsem de ayrı sakladığım “fazlaları” değiş tokuş edebilsem.

“Puro ve Kibrit” konusunu, eğer Tahsin izin verirse, başka bir yazıya saklıyorum şimdilik.... Sevgiler....

Ali Manço

Foto açıklamaları:

Soldaki vazoda tam 1000 adet, diğerinde 550’nin üzerinde “benzersiz” kibrit bulunuyor.

En değerli puro kibritlerim. Churchill ve Dannemann 2004’te sevgili dostum ve bacanağım Ergin’den, Davidoff sevgili kardeşim Tahsin’den, Trinidad ve Upmann ise sevgili aile dostumuz ve komşumuz Semih Sirmen’den geldi.