22 Ocak 2011 Cumartesi

Viyana'dan....

 Bizim biraderin yazısı ekte.... 

Sevgiler


Merhabalar,

Baktım tüm dostlar yazıyor anılarını purolu....

Ben de kendimce Kurban bayramı tatilin de eşim Burcu ,kuzen Sina ,eşi Emine ve Kaan’la beraber yaptığımız Orta Avrupa turundan puroca kesitler sunmak istiyorum. 

Sina ile  7 gece yetecek kadar puroyu  aldık yanımıza ....

Fakat ufak çaplı bir grip yaşadığım için fazla puro tüketemedim yanımda geri getirdim  özenle seçtiğim 7 puronun 4’ünü....

Fakat Sina bu tatilin hakkını verdi J
 
İşte Viyana sokaklarında Partagas No 2’siyle fayton keyfi yaparken Sina J



Faytonla gezerken puro içmek keyifli,  atın arnavut kaldırımlarda yürürken çıkarttığı huzur verici ses, yavaş yavaş gezerken bir yandan dumanın sizi takip ediyor olması güzel

Arkanızdan ters ters bakan insanlar oluyor da değil. ....


Ve soğuk Viyana gecesini ısıtan %80 alkollü efsane içki Stroh ( stoch J )


Viyana’nın en meşhur caddelerinden biri olan Kaertner Strasse’de yer alan puro  dükkan çok ilginçti fakat saatin 20:00 olması sebebiyle şehir tam bir hayalet şehir ve dükkan da maalesef kapalıydı.. 









Prag’da birçok yerin kapalı alanında sigara içmek yasak olmasına rağmen gece klüplerin de tütün içmek serbestti bende bu serbestlikten faydalanarak Montecristo’mu yakıyordum...





En kısa zamanda görüşmek üzere sevgiler,
Teoman Özerden

13 Ocak 2011 Perşembe

Georgetown Tobacco Shop, D.C.

1999 yılında ilk kez Amerikaya gittiğimde havaalanından bavulumu bıraktığım gibi gittiğim yerdi Washington D.C'de ki Georgetown Tobacco ....
Aldığım puroların fişinide halen saklarım....
O dönem PG ( Paul Garmirian) 'lar popülerdi.... 

Birkaç tane alıp içmiştim...

Mehmet'in gideceğini duyar duymaz aman hemen git dedim...

Sağolsun güzel yazısı ve resimlerini bizim ile paylaştı...

Ben tekrar özür dilerim ki geç yayınlıyorum....

Sevgiler

Tahsin





Sevgili Dostlar,

Nihayet Washington D.C. gezimin notlarını ve fotoğraflarını toparlayabildim ve en kral Admin’imiz Tahsin aracılığı ile sizlerle paylaşıyorum.

Tahsin’in daha önceki gezisindeki yaptığı şekilde olmasada ben de seyahatimin asıl sebeplerinin gerektirdiği konferans ve ilgili aktivitilere katılımım akabinde bulduğum ilk fırsatta soluğu Georgetown da aldım.

Daha yemek bile yemeden koşa koşa GT Tobacco’ya gittim ve malumunuz kendimden geçtim. Faturası ağır oldu ama değdiğini düşünüyorum J



Kadim dostum John sağolsun ivedi bir şekilde beni bir hastayı hastahane acil servisine yetiştirir gibi götürdü GT Tobacco’ya ama sonradan anladık ki ben reçetemi yazdırırken o da zehirlenmiş ve kendi sipariş listesini oluşturmakla meşgul hey Allahım bu puro ne meret virus tadında ve ani etkili.



Keyifli bir şekilde yaptığım ön tetkiklerden sonra etrafımda gördüğüm hemen herkes kendi halinde purolarını tüttürürken bol bol nefeslendim vee aşağıdaki resimde göreceğiniz iki genç arkadaşın oraya doğru yöneldim (gerçi üç kişilerdi ama) ve fotoğraf çekmemde sorun olup olmadığını sordum. Diğer taraftaki yaşlıca adama seslenip olur aldıktan sonra niye fotoğraf çektiğimi ve nereden geldiğimi sordular bende epeyce uzaktan İstanbul Türkiye’den dedikten sonra üçüncü (dazlak olan resimlerde yok ve muhtemelen asker) yerinden kalktı ve ayrı bir köşeye geçti bu arada tam net olmasada geldiği yer konusunda ufak bir geyik döndü ama ben oralı olmadım tabi bunca yol sonrası bu keyfi hiçbirşeyin bozmasını istemediğimden.



Neyse bu hırto arkadaşları kareledikten sonra birkaç resim daha çekerek real deal zamanı gelmiştir humidorlar yeni mama bekler düsturu ile vitrinlere ve küçük humidor odasına yöneldim. Genelde çok güzel kaliteli ürünler vardı. Tahsin’in tavsiyesi üzerine Epernay sordum ama gösterdiklerini beğenmedim sanırım numune niyetine sakladıkları epeyce yaşlı ve ölüye yakın bir puro idi.





Mal bulmuş mağribi söyleyişine uygun olarak kaptığım puro çekmecesini dolduruken görüntüdeki arkadaşların “yallah, yallah” ve “hamdüllah” (duyduğum şekliyle yazıyorum doğrusunu değil) sesleriyle irkilerek kendi kendime fesüphanAllah sen kalk 8500 mil uç gel hayatta en mutlu olduğun birkaç hobinden biri için uğraş dur ve üstüne üstlük yaban ellerde kıroları dövüp kefalet filan... tövbe tövbeee söylemi kafamdan ve gözümün önünden şerit kıvamında ilerlerken gayriihtiyari dönüp o köşeye bakış fırlatmamla dükkan sahibi (sanırım Joe idi ismi) önce bana bakıp sonrada bu beylere dönüp “hey guuyss cmoon” diyerek müdahale etti, gerçi bu durumdan sebep midir bilinmez ama çıkarken epey bir miktar ıvır zıvır ve hatta bir kaç puroyu hediye olarak vererek jest buyurdu zat.














 

Gelelim purolarımıza; ziyadesiyle limited ve az bulunan nadir parçalar bulmaya çalıştım. Oscuro ve Maduro tipinde ama en tazeleri Padron olan birkaç düzine parça topladım, inşallah buluşmalarda peyderpey sizlerle paylaşacağım. Oliva ve Casa Magna’ları pas geçmek mümkün olmadı tabi ki ve Davidoff ile Avo’nun limited editionları’nın da keyifli içimler olacağı ümidindeyim. Detaylı bilgileri isteyenlerle paylaşabilirim.






Sonuç olarak sorunsuz bir şekilde GT Tobacco deneyimini atlattık ve bu güzel yönlendirme için Tahsin’e tekrar teşekkür ediyorum.







Resimlerde göreceğiniz diğer parçalar olan CAO’lara ise Duty’de denk geldim ve boş geçmek bize yakışmaz diyerek afili kırmızı kutudaki champions 10’lusu ve gold ile world packlerden aldım, bir de 24’lü CAO Playboy edition vardı ama isminin cazibesine kapılarak almadım, onun yerine çok iyi bir deal yakalamış olmanın dayanılmaz hezeyanı ve hafifliği içerisinde JW Blue Label ve hediyesi minik şişe (son buluşmada konuşmuştuk Başar ve Ali ile, beyler dubai DF’den de aşağı bir fiyata aldım toplam 120 $ inanılmaz!!) ile uçağa doğru keyifle gittim.

Benden haberler bu durumda, deneyimleri paylaşma fırsatı verdiği için Tahsin’e ve şimdiye kadarki buluşmalardaki keyifli sohbetiniz için tanışmış olduğum herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Ayrıca evimizin fotoğrafçısı ve sanatsal kutbu olan değerli eşim Ece’ye de fotoların edit edilmesindeki kıymetli desteğinden dolayı SÇS diyorum.

Değerli Dostlar; Tüm sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu, başarılı bir Yeni Yıl ve hem gönüllere hem de damaklara hitap eden bol purolu keyifli sohbetler ve dostluklar diliyorum.

Sağlıcakla,
Mehmet KIRCA

 

12 Ocak 2011 Çarşamba

Hindistan , Bayram Tatili ve Purolar...

Sevgili dostlar,

Öncelikle Ali den ve sizlerden geç yayınladığım için özür dilerim...

Ali'nin harika ve lezzetli yazılarından birisi daha ...

Alman ekolü olduğu içinde imla hatasız :)

Ellerine sağlık Ali....




BAYRAM TATİLİ PUROLARI


Bu yazımda, Kurban Bayramı tatilinde eşim Zeynep ile çıktığımız Kuzey Hindistan ve Nepal gezisinde içtiğim puroların öyküsünü yazdım. 

Son derece zevkli ancak oldukça yoğun bir gezi programı nedeniyle yorgunluktan tükenmiş bir halde tadına varamayacağıma karar verip “az olsun öz olsun, gerisi İstanbul’a kalsın” dedim, yanıma aldığım dokuz purodan ancak ikisini tüttürebildim.....

İlki Hindistan’ın Jaipur kentinde tüttürdüğüm Montecristo Open Master idi. 

Yüz bini bulmayan sayılarına rağmen bu koca alt kıtayı yüzyıllarca yönetmiş olan Büyük Moğol (aslında Çağatay Türkçesi konuşan akrabalarımız) İmparatorluğu’ndan miras kalan eserleri gördüğümüz yoğun bir programın ardından yerel mimarinin çok başarılı bir modern yorumlaması olarak tasarlanmış Rajputana Mughal Otel’e geçtik. 

Gecenin ilk sürprizi girer girmez Oscar ödüllü “Slumdog Millionaire” filminin yıldızları Freida Pinto ve Dev Patel’e rastlamak oldu. Lobiden hızla geçip kaybolan bu güzel çift ile tanışma fırsatımız olamadı ama neyse.

Açık büfede birçok Hint lezzetini tattıktan sonra tropik Hint iklimini değerlendirip otelin avlusunda puromu yaktım. 

Ne hoş bir diğer rastlantı ki aynı avluda bir Hint düğünü gerçekleşmekteydi. 

Dayanamayıp ağzımda puro, fotoğraf makinemi alıp resimler çekmeye başladım. 

Önce uzaktan birkaç kare aldıktan sonra diğer resim çeken, birçoğu da Türk, turistlerden cesaret alıp davetlilerin arasına karıştım. 

Üzerimde ister istemez bir tedirginlik vardı “acaba rahatsız olurlar mı?” diye. 

Oysa tam tersi. Bir ara yaşlıca bir davetli benim yanıma gelince “eyvah, sanırım dışarı çıkmamı isteyecek” diye düşünürken kendisinden büyük bir güler yüzlülükle “lütfen kendinizi evinizde hissedin, istediğiniz kadar resim çekebilirsiniz” sözlerini işittim. 

İşte gerçek Güney Asya misafirperverliği. Yeterince fotoğraf çektikten sonra Zeynep’i daha fazla yalnız bırakmak istemeyerek yerime döndüm ve o acı baharatlı Hint mutfağının üzerine harika giden Montecristo’yu bitirdim. 

Kuzey Hindistan’dan sonraki durak olan Nepal’i burada uzun uzadıya anlatmak anlamsız. 

Ama buranın alıştığımızdan çok farklı, apayrı ve ruhani bir dünya olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim, herkesin gidip görmesi gerek. 

Bu gezide içtiğim diğer purom ise Himalaya tepelerini uzaktan görmek için gittiğimiz, başkent Katmandu’ya birkaç yüz kilometre uzaklıktaki Nagarkot tepelerindeki şirin Fort Resort Otelinde tadına vardığım Romeo y Julieta Wide Churchill idi. 

Bu puro iki açıdan ilkinden de daha zevkli idi doğrusu. 

Birincisi, nefis seçimi için Tahsin’i kutlamam gerek, en favori purolarımdan olması, ikincisi ise bu keyfi turumuzun üyeleri ile toplandığımız lobide yapılan keyifli bir sohbet sırasında iki ayrı puroseverle birlikte yaşamaktı.


Sevgili Prof. Dr. Ferhan Öz Montecristo No.5 ve Alsancak Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Aslan Savaşan Backwoods ile bana eşlik ettiler. 

Dumanlarımız “gezegenimizin çatısı” diye adlandırılan Himalaya tepeleri semalarına kahkahalar eşliğinde karıştı.

Kendisi de Tahsin ve ben gibi bir Nişantaşılı olan Ferhan Hocamı bundan sonraki puro buluşmalarımızda görmeyi çok istiyorum doğrusu. Aslan Bey ile de artık ilk fırsatta İzmir Kordon’da birer tane yakmamız şart, tabii ilk önce o İstanbul’a gelmezse.

Malum, bloglarda sözü çok uzatmamak gerek, yazımı burada kesiyor, bize harika bir tur düzenleyen Nepal Başkonsolosu Prof. Dr. Günseli Malkoç ve oğlu Barış’a buradan bir kez daha teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum....

Not: Gezi boyunca çektiğim toplam 2280 kareyi elemeyi tamamladıktan sonra FlickR sayfamda paylaşacağım.

(link: http://www.flickr.com/photos/alimanco)

Sevgiler

Ali Manço